Hoşgeldiniz  

SÜRESİZ NAFAKA, SÜRESİZ ADALETSİZLİKTİR!

DEVRİM NUR KAYABALI | 06 Ekim 2019 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler


DEVRİM NUR KAYABALI
dnkhukuk@hotmail.com

Gündemi yoğun olarak meşgul eden popüler tartışma konularından bir tanesi de Türk Medeni Kanunu hükümlerince süre sınırı olmaksızın, yükümlülüğü bulunan eski eşin diğerine ödediği ‘’ Yoksulluk Nafakasına’’ ilişkindir.

Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü yeni nafaka geçiş sisteminin toplumda doğru anlaşılmadığı, yanlış yönlendirmelere sürüklendiği kanaatindeyim. Öncelikle, uygulama neydi ne oldu, bunun açıklığa kavuşturulmasında fayda görüyorum.

Mevcut Düzenlemede, nafaka şartlarını düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesine göre, “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.”ifadesi yer almaktadır.

Görüldüğü üzere Kanunda kadın veya erkek ayırımı yapılmaksızın, ‘’yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla’’ifadesi yer almaktadır. Anayasa’nın 41. maddesinde 2001 yılında yapılan değişiklikle getirilen ‘’Eşler Arası Eşitlik’’ ilkesi gereğince Türk Medeni Kanunu’nda bulunan kadın-erkek ayrımı kaldırılmıştır. Yani, nafaka ödemek yalnızca eski erkek eşlere hasredilmiş yükümlülük, nafaka hakkı da yalnızca kadın eşe özgülenen bir hak değildir. Şartları bulunduğu takdirde, kadın eski eş de eski eşine nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.

Değişiklik tasarısı ise: ‘’ Kısa süreli evliliklerde en az 2 yıl, uzun süreli evliliklerde ise evliliğin süresine göre, kusur oranı, müşterek çocuk durumu, yaş gibi kriterlere göre değerlendirilmek üzere süre sınırıyla ödenecek nafaka bağlanmasını’’ öngörüyor.

Yeni Tasarı, bir nebze süre sınırı çizmiş olsa da kanaatim bu düzenlemenin de yetersiz kaldığı yönündedir, çizilen yeni sınırlar dahi suiistimale açık, geniş çerçeveleme yapmaktadır.

Bakın kanun maddesinde ne söylüyor: ‘’… kusuru daha ağır olmamak kaydıyla…’’ yani eşler aynı oranda kusurlu dahi olsalar, ömür boyu sürecek bir borcun altına sürüklenebiliyorlar. Boşanma gerekçelerinden Şiddetli Geçimsizlik halini ele alalım mesela; iki tarafın da kusuru eşit olsa dahi, bir taraf diğerine ömür boyu sürecek bir nafaka ödemekle yükümlü tutulabiliyor.

Çok kısa süreli evliliklerde bu durum çok daha büyük sorunlara yol açıyor. Birkaç ay süren ve çocukları dahi olmayan eşlerin boşanması halinde eski erke eş, sırf kadın çalışmıyor diye süresiz nafaka ödemekle yükümlü tutulabiliyor. Bununla birlikte, kadının evlilik birliği öncesinde çalışıp çalışmadığı, erkeğin, kadının çalışmasını engelleyip engellemediği gibi hususlar dahi sorgulanmıyor ve bu konuda kadının beyanı yeterli oluyor.

Nafakanın ödenmemesi/ödenememesi halinde ise nafaka yükümlüsü eş üç ay tazyik hapsine maruz kalabilmektedir. Sosyal Devlet ilkesi ve Eşitlik anlayışına tamamen aykırı bu durum işi iyice çıkmaza sürüklüyor. Kişinin ekonomik durumuna bakılmaksızın bir nafaka bağlanıyor. (Bu nafakanın her yıl artırılma hakkı da mevcut.) Kişi bunu ödeyemezse Tazyik Hapsi ile cezalandırılıyor. ‘’ YA ÖDE YA YAT.’’ Bu kesinlikle adalet anlayışına uyum sağlamayan bir durumdur.

Kişilerin evlilik süresi bazen çok kısa olabiliyor. 3 ay, 5 ay, 6 ay…. Eski eşinin yüzünü, sesini bile unutan kişi ona ödeme yapmaya devam etmek zorunda kalmaktadır, yani eski evliliğinin yükünü taşımaktadır. Düşünsenize, ilk evliliğinizden çocuğunuz da yok. Tekrar evleneceksiniz ve bu sefer müşterek bir çocuğunuz da olacak ama siz eski eşinizin bakımına devam ediyorsunuz. Peki, yeni eşinizin veya çocuğunuzun burada suçu ne? Onlar mağdur sayılmıyorlar mı? Aile olma, aile kurma hevesinizi tamamen tüketen ve sizi bir çukura doğru itekleyecek derece de ağır bir bedel oluyor bu.

Şahsen, eski eş cinayetlerinin ve şiddetin oluşmasında bunun da etkisi olduğu kanaatindeyim. Çünkü nafaka alacaklısının her sene nafaka artırım talebinde bulunma hakkı var. Ömür boyu süren nafaka, eski eşin yeni bir hayat kurmasına müsaade etmiyor. Bu durumun karşı tarafa yansıması ise, şiddet olarak ortaya çıkmaktadır. Elbette ki şiddet hiçbir şekilde haklı görülemez, ancak ortaya çıkan bu şiddetin kaynağının da doğru belirlenmesi gereklidir.

Kaldı ki, boşanmalarda müşterek çocuğun bulunması halinde çocuğun yüksek yararı birincil önem taşıdığı halde ona bağlanan iştirak nafakası bile süreli iken, eski eşe bağlanan yoksulluk nafakasının süresi olmamasının demokratik toplum anlayışına ters düştüğünde hiç şüphe yoktur.

Olması gereken ise ; ‘’ Evlilik süreleri, müşterek çocuğun varlığı var ise yaşı ve ihtiyaçları, tarafların sosyo-ekonomik durumları, evlilik birliğinin varlığının tarafların sosyo-ekonomik durumlarına etkisi, kusur, tarafların yaşları gibi birçok kriterin her somut olaya göre değerlendirilerek, hakimlere bu hususta geniş bir takdir yetkisi tanımak olmalıdır, çünkü somut olayı her açıdan gören dinleyen, en hakkaniyetli sonuca ulaşacak onlardır.’’

Nasıl Ceza Hukuku bağlamında bir suçun failinin cinsi önem taşımıyor ise burada da konu bu şekilde ele alınmalı, kadın veya erkek ortaya mağdur olarak çıkmamalıdır. Evlilik Birliği, zenginleşme aracı olmadığı gibi kimse kimsenin hayat garantisi de değildir.

Devlet, kadın, ekonomik bağımsızlığını kazanana kadar desteklemeli, istihdamı artırmalıdır. Anayasa md. 49, çalışma hakkını yalnızca erkeğe değil herkese hak ve ödev olarak hasretmiştir. Kadının toplum hayatındaki yeri sağlamlaştırılmak isteniyorsa konu nafaka değil, istihdam olmalıdır. Aksi durum, kadını yücelten değil düşüren bir tavır olmanın ötesine geçemeyecektir.

Süresiz Nafaka kadını güçlendiren değil zayıflatan, onu üretmeye değil tüketmeye alıştıran, özgür değil bağımlı kılan bir uygulamadır.

Güçlü kadın ise kendi ayakları üzerinde durmayı başarmış, yürümek için bir erkeğin elini tutmaya ihtiyaç duymayan kadındır. Kadınlar, sosyal hayatta daha etkin hale getirilmek isteniyorsa bunun çözümü Nafaka uygulamalarında değil, Çalışmahakkına ilişkin uygulamalarda aranmalıdır.

Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER