Depremzedelerimizin ihtiyaçlarını karşılamak ve yaralarını sarmak için seferber olduk.
Genci-yaşlısı,
Kadını-erkeği,
Elinde-avucunda,
Evinde-bahçesinde,
Ahırında-tarlasında,
Üstünde-başında,
Ne varsa,
Deprem bölgelerine gönderdi.
Halen daha göndermeye devam ediyor,
Dişinden-tırnağından artırıyor,
Bağış hesaplarına yatırıyor.
Olması gereken de budur.
Acının,
Dini,
Dili,
Rengi yoktur.
Buraya kadar her şey normal.
Anormal olan,
Sosyal medya.
Dayanışma baktığımızda gördüğümüz Türkiye çok farklı,
Sosyal medyaya baktığımızda gördüğümüz Türkiye çok çok farklı.
İnanılır gibi değil.
Birbirlerine hakaret edenler,
Birbirlerine sövenler,
Birbirlerine hain gibi görenler,
Gırla gidiyor.
Nedir bu ya?
Üç günlük yalan dünya.
Bugün varsın,
Yarın yoksun.
Değer mi hiç kalp kırmaya?
Allah aşkına,
Hiçbir şeyden,
İbret alıp,
Ders de mi çıkarmıyorsunuz?
Nedir bu kin? Nedir bu nefret?
Sosyal medya üzerinden,
Bir Müslüman,
Diğer Müslümanı,
Kafir diye suçluyor.
Ebû Zer’den (r.a) rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v) Şöyle buyuruyor:
“Hiç kimse, başka bir kişiye fasık (yoldan çıkmış sapmış) diye söz atamaz, kafir diyemez. Eğer fasık dediği kimse fasık, kafir dediği kimse de kafir değilse, bu sıfatlar muhakkak onları söyleyen kimseye döner.” (Buhari,Edeb,44)
Sosyal medya hayatımızın bir barçası oldu.
Bu bir gerçek.
Ancak,
Mutlaka ve acil olarak yasal düzenleme gerekiyor.
Hiç kimsenin kimseyi yargılıma ve hüküm verme hakkı yoktur.