Şuur sahiplerinin olmaz noktası ölümdür. Berisi, olabilirlik ve mümkün alanına girer. Gelişiminde, mertebe atlamanın da ilk basamağını oluşturur.
İnsan için, ölüm dışında çaresizlik yok.
Başaramadıklarımız, “olmadı işte” dediklerimiz, kendi eksikliklerimiz.
Her şey mümkün alanımızda…
İnsanlık, varoluşundan bugüne değin kendisi için birçok olmazlar yarattı, sonra olmazları olur haline dönüştürmeyi başardı.
Çaresizlikte, ‘olmazlık’ inançlarımızın mahsulü…
Olduramama sebeplerimizi sıralarsak; Önce zamanı kullanamama… Sonrasında, ilim, bilim ve inanç eksikliklerini görürüz.
Bu şartlar yerine getirilmeden insanın oldurabilme kabiliyeti ortaya çıkamaz.
Bileğine güvenip 100 kiloyu kaldıran pazulunun, aklını kuşanıp, 200 kiloyu kaldıraçla zıplatan, akıl nimetiyle donatılmış sıskadan güçlü olmadığını artık biliyoruz…
İçinde debelendiğimiz bütün açmazların çaresi mümkün.
Sınırlarımızı taşıyabildiğimiz öteler, yapabileceklerimizin boyutu kadar.
Ölümü çaresizlik olarak gösterdik ya… Hz İsa’ya atfedilen diriltme mucizelerine girip, ölümün bile sınır ötesi yaratmadığıyla kafa karıştırmak istemiyorum.
…
Bütün olmazlara, imkânsızlıklara rağmen bir milletimizin var olabilme çabasının mükâfatı, Cumhuriyetimizin 98 yıl dönümünü kutlayacağız.
Üzgünüm ki sadece kutlayacağız.
Atatürk ve silah arkadaşları, Cumhuriyeti ulusumuza kutlaması için değil yaşaması için armağan etti.
YAŞANSIN CUMHURİYET…

