Hoşgeldiniz  

ÖZEL ALANIN KORUNMASI…

DEVRİM NUR KAYABALI | 18 Temmuz 2019 | Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, ZONGULDAK


DEVRİM NUR KAYABALI
dnkhukuk@hotmail.com

Günlük dilde de sıkça kullanılan “özel hayat” kavramı hukukta da önemli bir yere sahiptir.

Özel hayattan maksat, bir kimsenin herkesle paylaşmadığı veya ancak kendi istek ve iradesi çerçevesinde diğer insanlarla paylaştığı hayat alanıdır.

Bu anlamda özel hayat, kişilerin aile ve yakınlarıyla paylaştığı hayat alanıdır.

Özel hayatın zıttı, kamuya açık hayat alanıdır.

Yani bireyin toplumun gözü önündeki hayat alanıdır.

Ancak bu açıklamalar bireyin kamuya açık alandaki hayatının özel olmadığı gibi bir sonuç çıkarılmasına sebep olmamalıdır.

Bireyin kamuya açık alanda da bir özel hayat alanı mevcuttur.

Örneğin, sokakta yürüyen, bir lokantada yemek yiyen, plajda güneşlenen, evinin açık balkonunda oturan bir kimse diğer insanların gözü önünde olmakla birlikte, buralarda da bireyin özel hayatından söz edilebilir.

Esasen bireyin gözle görülebildiği bu alanlarda fotoğrafı çekilir yahut da kameraya kaydedilirse yine özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğinden söz edilebilecektir.

Hayatın özel alanı dışında bir de hayatın gizli alanı yahut da özel hayatın çekirdek alanından söz etmek mümkündür ki bu alan bireyin en mahrem sırlarının olduğu ve kural olarak dışarıdaki insanlara tamamen kapalı alandır.

Öyle ki ceza muhakemesi kanundaki koşullara (CMK m. 140) uymak suretiyle bireyin sokaktaki ve iş yerindeki hayatı teknik araçlarla izlenebilir, yani görüntü ve sesleri takip edilebilir, kaydedilebilir. Ancak bizim hukukumuzda bireyin konutu özel hayatının çekirdek (gizli) alanı kapsamında kabul edilmiş; konutundaki görüntü ve seslerin devletin görevlileri, yani polis, jandarma, istihbarat tarafından dahi izlenmesi ve kayda alınması kabul edilmemiştir.

Konunun bu kısmını fazla uzatmadan tekrar özel hayat alanına dönecek olursak, özel hayat hukuk sistemimizde Anayasal düzeyde koruma altına alınmıştır.

Anayasamızın 20/1. maddesine göre, “herkes özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” Ancak istisna olarak, Anayasamızın aynı maddesi, maddede belirlenmiş kriterlere göre, hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin emriyle bireyin özel hayatına müdahalenin söz konusu olabileceğini kabul etmiştir.

Peki, hangi davranışlar bireyin özel hayatının gizliliğini ihlal edecektir? Bireyin hayatının akışına, yaşamına ilişkin kamuya açık olmayan alana ilişkin her türlü gizli gözetleme ve bilgi almalar özel hayatının gizliliğini ihlal edecektir.

Örneğin, konutundaki, işyerindeki dışarıya kapalı hayatının gözle veya dürbün, kamera vb. herhangi bir aletle gözetlenmesi; cadde, sokak, meydan gibi alanlarda da olsa bireyin rızası dışında fotoğrafının çekilmesi, video kaydının yapılması özel hayatının gizliliğini ihlal edecektir.

Belirtmek gerekir ki özel hayatın sınırlarının ne olduğu konusunda bireyler arasında bazı ayırımlar yapılabilmektedir. Bu anlamda toplumun normal bireylerinin özel hayatlarının sınırları daha geniş kabul edilerek ve bu alana müdahaleler cezai ve hukuki yaptırıma tabi tutulurken, sahip oldukları sıfatları ve faaliyet alanları itibariyle bazı bireylerin özel hayatlarının sınırları daha dar olarak kabul edilmektedir.

Örneğin, siyasetçi, bürokrat, sanatçı, futbolcu gibi sıfatlara sahip kimseler toplumun haklı merakını uyandırmakta ve bu kişilerin de bir özel hayatı bulunmakla birlikte, bu alan toplumun normal bireyine göre daha dar kabul edilmektedir. Bu sebeple bir politikacının politik faaliyetleri sırasında görüntü kayıtları, fotoğrafının çekilmesi, hatta politik faaliyetiyle ilgili olmayan alanlarda dahi kamuoyunca takip edilebilmesi için fotoğraflarının çekilmesi ve görüntüsünün kaydedilmesi hukuka uygun kabul edilecektir.

Bireyler arasındaki haberleşmenin gizliliği, bireylerin kişisel verileri geniş anlamda özel hayat kavramı altında ele alınabilecek olmakla birlikte, bunlar aynı kavramlar olmadığından, gerek bireylerin haberleşmelerinin gizliliği ve kişisel verileri bu yazının konusu kapsamında değildir. Her iki kavram da ayrı yazılara konu edilecektir.

Bu noktada akıllara gelebilecek soru, birçok işyeri kamerasının sokak, cadde gibi alanları kaydetmesi ve rızaları dışında bireyleri kaydetmesi olacaktır. Elbette kendi işyeri sınırları dışında kamuya açık alanda, kanunla verilmiş özel bir yetki de olmaksızın bireylerin hayat görüntülerinin kaydedilmesi özel hayatlarının gizliliğini ihlal edecektir.

Yine akıllara gelebilecek bir diğer soru da MOBESE kameralarına ilişkin alabilecektir. Kanuni bir temele dayanmaması sebebiyle hukuksal durumları tartışmalı olsa da, güvenlik sebebiyle Devlet tarafından belli kriterlere göre kurulan ve kullanılan MOBESE kameralarının yaptıkları kayıtlar bu yazının sınırlarını aşacağından bu tartışmaya girilmeyecektir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal eylemleri Türk Ceza Kanununda (TCK) yaptırım altına alınmıştır. Yani bir bireyin özel hayatının gizliliğini hukuka aykırı olarak ihlal eylemleri TCK tarafından suç olarak düzenlenmiştir (TCK m. 134).

Özel hayatın gizliliği belirttiğimiz üzere konut, işyeri gibi alanlarda hukuka aykırı olarak gözle gözetlemekle ihlal edilebileceği gibi, bu alanlar yahut da kamuya açık alanlarda görüntü ve seslerin hukuka aykırı kaydı suretiyle de ihlal edilebilecektir.

Bunun dışında özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi, açıklanması, iletilmesi de ayrıca suç olarak düzenlenmiştir. Yani özel hayata ilişkin görüntü veya sesler hukuka aykırı ve hatta hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, bunların hukuka aykırı olarak başkalarına verilmesi suç oluşturacak ve cezalandırılacaktır. Bu durum uygulamada özellikle ikili ilişkilerde sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Çiftlerin birlikte veya bir tarafın rızasıyla çektikleri fotoğraf veya görüntü kayıtlarının, otele gelen escort daha sonra diğer tarafın rızasıyla başkalarına verilmesi, gönderilmesi yahut da yayımlanması eylemleri suç olup, cezalandırmayı gerektirmektedir.

Son olarak, özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edilen bireyler hangi hukuksal yollara başvurabileceklerini belirterek yazımızı tamamlayalım. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu TCK’da (m. 139) şikayete bağlı olarak soruşturulan ve kovuşturulan bir suç olarak düzenlenmiştir. Yani özel hayatının gizliliği ataköy escort ihlal edilen kimsenin şikayeti olmaksızın savcılar veya kolluk güçleri harekete geçerek bu eylemlerle ilgili ceza soruşturması başlatmayacaklardır. Bu sebeple kendisine karşı bu suçun işlendiğini düşünen kimse, bulunduğu yerdeki kolluk (polis veya jandarma) yahut da savcılığa başvurarak bu eylemin cezalandırılmasını talep etmesi gereklidir. Bu başvuruyu fiili ve faili öğrendikten itibaren 6 ay içerisinde yapmak zorundadır.

Böyle bir başvurunun yapılmaması yahut da yapıldıktan sonra geri alınması halinde, eylem hakkında herhangi bir ceza soruşturması söz konusu olmayacaktır. Usulüne uygun geçerli bir şikayetin varlığı halinde ise başlaya ceza soruşturması kamu davası olarak devam edecektir.

Özel hayatının gizliliği ihlal edilen kimsenin başvurabileceği bir diğer hukuksal yol da “tazminat davası”dır. Bu davada özel hayatının gizliliği ihlal edilen kimse, özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseden tazminat talep edebilecektir.

Bu dava, özel hayatının gizliliği ihlal edildiği için tazminat talep eden kimse veya avukatı tarafından özel hukuk mahkemelerinde bizzat maltepe escort açılıp takip edilmesi gereklidir. Dava özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği iddia edilen kişi veya kuruma karşı açılacaktır.                     

Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER